top of page
  • Yazarın fotoğrafıBaşak Kamacı Budak

KILIÇDAROĞLU’NUN U(MUTLU) KENTLERİ

29.11.2017 tarihinde Yurt Gazetesi’nde yayınlanmıştır.






Türkiye’de ise kentler, ülkenin ideolojik ve düşünsel çatışmalarının adeta aynası gibidir. Türkiye’de kentler mağdurdur.


Hoyratça kullanılan kentler de üzerinde yaşayanları mağdur eder.


Kültürel ve tarihsel zenginliğimizi yansıtmak yerine, çeşitliliğimizi kaotik bir biçimde kentlerimize boca etmiş durumdayız. Alacalı bulacalı elbiseler giy(diril)miş tezatlıklar abidesi kentlerde yaşayan, mağdur insanlar olarak mutsuzuz.


Binalarıyla, sokaklarıyla uyumsuz; çarpık kentlerimiz bize şunu söylüyor: Toplumsal birlik, eşitlik ve ahengin olmadığı, çatışmayla beslenen ülkenin kentleri sizi yutar.


Siz biçimlendirdiğinizi zannederken, aslında bir bakmışsınız İstanbul gibisiniz, kaosun tam içindesiniz.

BİR YANDA UMUT, BİR YANDA KAOS

Mevcut iktidarın bir zamanlar övünç duyduğu ve en iyi yaptığı iş olan Belediyecilik alanında, artık enerjisini tüketmiş, heyecanını yitirmiş görünüyor. Artık kendi yarattıkları kentlere eleştirel yaklaşan, mevcut durumdan şikayet eden bir iktidar ile karşı karşıyayız.


Adalet ve Kalkınma Partisi konu Belediyecilik olduğunda, kentsel dönüşüm projelerinden, AVM’lerden, TOKİ’den yani sadece “beton malzemeden” bahsediyor.


Öbür tarafta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kentlerden ve belediyelerden söz ettiğinde; kentsel yeşil alanlardan, kent ormanlarından, kreşlerden, insanın insanca yaşayabileceği sosyal mekanların yaratılmasından bahsediyor. Bahsetmekle yetinmeyip Belediye Başkanları’na “Yapın” diyor.


Bir tarafta, yaşanan bazı olumsuzlukları bilmesine rağmen, Belediye başkanlarını takdir eden, teşekkür eden, onların zor şartlarda çalıştığını çok iyi bildiğini her fırsatta dile getirerek empati kuran bir lider; öbür tarafta gururu ayaklar altına alınmış, adeta günah keçisi haline getirilmiş iktidarın şaibeli belediye başkanları var.


CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kültür ve insan öncelikli, daha yeşil kentlerden, tarihsel geçmişi ile barışık, kimliklerin-kültürlerin çatışmadığı ahenkli, umut dolu kentlerden bahsediyor.


Çıtayı yükseltiyor, çıtayı insana yükseltiyor.


Görünen o ki, 2019’a doğru giderken Cumhuriyet Halk Partisi’nde, Belediye Başkanı Adaylığı Yarışına değil, Belediyecilik ve Hizmet Yarışına tanık olacağız.


Churchill’in söyleminin tam tersini yapmak zorundayız. Harap durumdaki kentlerimizi 2019’da biçimlendirmeden önce, toplumsal uyumu ve ahengi sağlamalıyız ki, Kılıçdaroğlu’nun u(mutlu) kentlerini yaratabilelim.


0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page